bilal yıldırım

İletişim Hata Bildirimi.


İskenderun ve Havalisinde XVI.yy.dan Bugüne Yerleşik Abacılı Oymağının Soy Ağacı. Mesajlar, Yorumlar, Öneriler

Yorum Listesi.

şecere. aligenc 01-04-2014 saat:16:04:35

Bilal abi merhaba. Oncelikle bu site icin sizlere tesekkurlerimi iletirim. Ben damat hasanin oglu mehmet gencin ogluyum. Adim ali genc 25-02-70 koln/almanya esim svetlana 31-01-75 aleksin/rusya oglum Mehmet Sahan genc 28-05-97 nazran/inguşhetya Rusyaya bagli Kizim Melisa Genc 29-04-2005 aleksin/rusya. Babam Mehmet genc D.39 O.92 Tesekkur ederim.


şecere. ferdi sinan dağlı 06-06-2013 saat:01:25:19

selamunaleyküm bilal abi ben erzinden alifakılardanım ali fakı dedemin dedesi olup cebel-i bereketten gelip kuzuculunun üstündeki bülke yaylasına yerleştiklerini ve 7 kardeş olduklarını bilmekteyiz bunlardan sadece 1 kardeşinin kırıkhan tarafına gittiği bilnmektedir ve geri kalan kardeşlerin yeri bilinmemektedir Dr.Taşkın Atılgan abinin anlattıklarıyla babamın anlattıkları hemen hemen birbirine yakın sayılmaktadır.ozamanın paşası musullu yada muslu paşa bizimkilere yer vermek vaadiyle erzinin üstü kızlarçayına indirirler ve oradanda erzine inerler oymağım hakkında ve nerden geldikleri hakkında beni aydınlatırsanız çok sevinirim yardımınız için şimdiden teşekkürler.


şecere. Bilal Yıldırım 12-03-2013 saat:09:54:47

Bakırlar Ailesinden Adil Bakır , 12 Mart 2013 Salı günü Bartın'da vefat etmiştir.

Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine de sabr-ı cemil, ihsan eylemesini niyaz ederiz.


şecere. adnan bakır 25-06-2012 saat:14:09:02

Günay ailesine başsağlığı dilerim. Ayşe halamızın mekanı cennet olsun.Adnan Bakır


şecere. mahmut kemal günay 21-06-2012 saat:11:39:55

20 Haziran 2012 günü Sevgili Halam Ayşe ULUÇ(GÜNAY) hakkın Rahmetine kavuşmuştur. Allahtan Rahmet diliyorum.Mekanı cennet olur İnşaallah.


şecere. mahmut kemal günay 21-06-2012 saat:11:21:28

20 Haziran 2012 günü Sevgili Halam Ayşe ULUÇ(GÜNAY) hakkın rahmetine kavuşmuştur. Dün Aile efradının ve sevenlerinin başı sağolsun. Allah Rahmet Eylesin.Mekanı Cennet Olsun.


şecere. Bilal Yıldırım 28-05-2012 saat:10:42:26

Dr.Taşkın Atılgan ailesini arıyor.

Merhaba,

Ben, Dr. Taşkın Atılgan, İslahiye'ye bağlı İntili köyü yakınlarında bulunan Dünek Köyüne yerleşmiş Ali Fakı'nın oğlu Kaşıkçı Mehmet Fakı'nın (doğumu: 1879) oğlu Ali (Koca) Atılgan'ın oğluyum. Babam sağken dedesi Ali Fakı'nın kardeşlerinin İntili'den ayrılıp Kırıkhan taraflarına göçtüklerini söylemişti. Bunlardan bazılarıyla biz Fevzipaşa'da otururken tanıştık, görüştük. Şimdi bu akrabalarımı arıyorum. Umarım yardım edebilirsiniz. Teşekkürler!

Taşkın Atılgan

Merhaba Bilal Bey,

Cevabınız için çok teşekkürler. Sizin de belirttiğiniz gibi bugün kullanılan Cumhuriyet dönemi soyadları soyağacı için fazla anlam ifade etmeyebilir. Atılgan soyadı, başka soyadları gibi, çok yaygın kullanılan ve hiç ilgisi olmayan ailelere verilmiş bir soyadı; buradan ümit yok, çünkü aynı babanın çocukları bile farklı soyadı almış olabiliyorlar; benim bir öz amcamın soyadı dedeminkinden farklı.

Osmanlı zamanında benim dedelerim Fakı aile ismini(lakabını) kullanmışlar; bunlar arasında Ali Fakı ismi nesilden nesile geçmiş. Mesela Ali Fakı dedemin babasının ismi, dedemin ismi ise Kaşıkçı Mehmet Fakı ve Babama da Ali Koca (=Hoca) denilirdi. Fakı, genellikle medresede okumuş fıkıh bilenlere verilen bir lakap. Anladığım kadarıyla, bir ailede bir şahıs okuyup bir ünvan kazandığında, ondan sonra gelen nesiller bu ünvanı veya lakabı bir şeref ünvanı olarak, nesilden nesile devam ettiriyorlar.

Ali Fakılar ismine Dülkadirli Beyliği ve Osmanlı Devleti tapu kayıtlarında rastlanıyor. Maraşta ve bazı köylerinde oturuyorlarmış ve Dülkadirli Beyliğine asker besleyip komutanlık yapıyorlarmış. Bunlara Maraşla ilgili tarih kitaplarında rastladım ve bu kitaplar bende var. 16. yüz yılda Osmanlılar Dülkadirli Beyliğini ortadan kaldırınca, Beyliğin yönetici ailesini, İran seferine davet etme bahanesi ile verdikleri bir davette, çoluk çocuk, tamamen ortadan kaldırıyorlar ve Beyliğe bağlı ileri gelen ailelerin bir kısmını Rakka ve Menbüç'e sürüyorlar. Bu sürgünlerden çok türkmen aşireti kırılıyor ve ancak 1800'lü yıllarda, küçük aile grupları halinde eski topraklarına, kaçak olarak, dönmeye başlıyorlar.

Benim Dedem, Kaşıkçı Fakı, 1879 doğumlu. Onun babası Ali Fakı da, tahminen 1840-1850 yılları arasında doğmuştur. Tahminim, Ali Fakı ve kardeşleri ve aileleri 1850 yılı civarında İntilli köyü (Gavurdağları eteklerinde) yakınında kara kıl çadırlarında, sürüleriyle kışlıyorlardı (yılını tam olarak bilmemekle beraber bu gerçeği büyüklerimden dinledim). Buralara gelmeden önce bulundukları yerler Kuzey Suriye (Menbüç?) ve daha sonra da, Kilis yakınlarında bulunan Ağriganni (?) ve Bulamaçlı köyleriymiş (bunları babamdan dinlemiştim).

Ali Fakı ile iki kardeşi, ki bunlardan birinin adı da Ali Fakı'dır, İntillide birbirlerinden ayrılırlar. Ali Fakı, İntilli yakınlarında bulunan Dünek Köyüne yerleşir ev, tarla, bağ ve bahçe yapar, yerleşir. Diğer Ali Fakı ve kardeşi ise Gavurdağları eteklerini takip edip İslahiye'nin güneyine göçerler.

Babam 1912 doğumlu ve askerliğini yaptıktan sonra Devlet Demir Yollarına girer. 1950 yıllarını Fevzipaşa'da geçirdik ve ben ilk okulu orada bitirdim. Bu yıllarda, Kırıkhan civarlarına ve güney Gavurdağlarına göçüp yerleşen büyük amca çocukları bizi ziyarete gelirlerdi, görüşürdük ve hatta birisi Fevzipaşa'da, Demirci Ali'nin oğlu İsmet abiyle bir sinema açmıştı; bir kaç yıl önce Fevzipaşa'ya uğradığımda İsmet abinin vefat ettiğini öğrendim ve aradığım bilgiye (akrabamın ismi ve beldesi bilgisine) ulaşamadım. O bölgeden (Güney Gavurdağı, Kırıkhan?) başka bir akrabamızın kızı da o yıllarda (1958 olabilir) Fevzipaşa İlk Okuluna öğretmen olarak gelmişti ve misafir etmiştik. Bu öğretmen hanım şimdi 70-75 yaşlarındadır.

Sizin Aile Ağaçları sayfalarınızda 1830-1850 yılları arasında doğmuş Ali Fakı isimli bir şahsa rastladım. Bu Ali Fakı, benim dedemin babası olan Ali Fakı'nın kardeşi olabilir. Takip edebildiğim kadarıyla bu Ali Fakı'nın torunlarının şimdi kullandıkları soyadları Sönmez'ler, Dönmez'ler, Veli'ler olabilir.

Elimizde çok sağlam iki gerçek var: birincisi, benim dedemin babası Ali Fakı'nın iki kardeşi, ki birinin de adı Ali Fakı'dır (bunu bilyoruz), Kırıkhan'la İskenderun arasına Gavurdağlarına yerleşiyorlar, ikincisi, o taraflara göç eden Ali Fakı'nın torunlarıyla biz Fevzipaşa'da otururken tanıştık, görüştük ve babam, bu akrabalarımdan biriyle tanıştırdığında, "bu yakın akrabalrımızı asla unutma ilişkini kesme" demişti.

Ben İngiltere'de üniversitede okudum, ODTÜ'de ve daha sonra da Amerika'da öğretim üyeliği yaptım. Şimdi ise emekli oldum ve Bodrum yakınlarında ve İstanbul'da oturuyorum. Bu yaz Gavurdağlarını ziyaret etmeyi (İntilli ve Dünek (yeni ismi Gökçedere) köylerinde akrabalarımız var) düşünüyorum. Oralardaki akrabalarımı bulabilirsem onlarla da tekrar tanışmaktan mutlu olurun.

Bu yazıyı ilgili yerlere de koyabilirsiniz.

Çok teşekkür ederim.

Selamlar,

Taşkın Atılgan


şecere. Bilal Yıldırım 24-05-2012 saat:13:19:54

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri çevrilmez: Bunlar: Recebin ilk Cuma gecesi, Şabanın on beşinci gecesi, Cuma geceleri, Ramazan Bayramı gecesi, Kurban bayramı gecesi.” (Camiu’s-Sagîr, c. III, s. 454.)

Regaib kandili, dini literatürümüzde “üç aylar” olarak bilinen rahmeti, bereketi ve mağfireti bol olan manevîyât mevsimine girdiğimizin habercisidir. Regaib, elde edilmesi arzu edilen değerler, ihsanı bol, arzu edilen büyük sevap anlamlarına gelir.

Receb ayının ilk Cuma gecesine “Leyle-i Regâib” denir. bu gece, Allah’ın rahmet ve bağışlamasının bol olduğu, duaların kabul edildiği bir mübarek gecedir. Peygamber Efendimiz, bazı gecelerde duaların reddedilmeyeceğine dair şöyle buyurmuştur: ““Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri çevrilmez: Bunlar: Recebin ilk Cuma gecesi, Şabanın on beşinci gecesi, Cuma geceleri, Ramazan Bayramı gecesi, Kurban bayramı gecesi.” (Camiu’s-Sagîr, c. III, s. 454.)

Regaib Kandiliniz Mübarek Olsun.


Aktif Sayfayı Gösterir 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 İleri Sayfaları Gösterir


Son Yorum